Övgülerinizle Çocuğunuza Zarar Veriyor Olabilir Misiniz?

"Vay bravo! Harika bir resim! Sen çok akıllısın! Müthişsin! Matematikte çok iyisin!" Herkesin ağzında olan bazı övgüler. Bunların nesi kötü diyebilirsiniz. Fakat araştırmalar, bazı övgü türlerinin aslında çocuğunuzun motivasyonunu artırmak yerine zayıflatabileceğini göstermektedir. Koşullara bağlı olarak övgü, bir çocuğun benlik saygısına zarar verebilir veya narsisizm gelişimini körükleyebilir (Brummelman, 2017). İşte Doğru Övgü İçin Bilmeniz Gereken 5 İpucu!

1. Çocuğunuzun performansını överken samimi olun

Çocuğunuzun performansını överken samimi olun

Samimiyetsiz övgü, çocuğunuzun benlik saygısına ve sizinle olan ilişkisine zarar verebilir. Samimi olmayan övgü sadece etkisiz değil, aynı zamanda zararlıdır. Böyle övgülerde, çocuklar onlar için üzüldüğünüzü düşünebilirler. Ayrıca samimiyetsiz yapılan övgü çocuğunuzu gerçekten anlamadığınız mesajını da verebilir. Araştırmacılar, abartılmış övgü ile çocukların düşük benlik saygısı gelişimi arasında ilişki olduğunu saptamıştır (Brummelman, 2017).

2. Açık övgülerde bulunun

Çocuklara karşı belirgin, açık övgülerde bulunmak, onlara tekrar başarılı olmaları için bir zemin hazırlar. Bu yüzden, örneğin çocuğunuz bir komposizyon yazdığında dünyadaki en iyi kompozisyonu yazmışsın demek yerine, yazısının hangi yönlerinin başarılı olduğuna dair ayrıntılı övgülerde bulunarak “Sorunu ve neden önemli olduğunu açıklayarak, kompozisyonunu çok beğendim.” diyebilirsiniz. Bu tür tanımlayıcı övgüler sadece çocukları iyi hissettirmez, aynı zamanda gelecekte güçlü bir performans için neleri tekrar edeceğini öğrenmelerine yardımcı olur (Corpus ve Lepper 2002).

3. Çocuğunuzun değiştirebilme gücüne sahip olduğu özelliklerini övün

Çocuğunuzun değiştirebilme gücüne sahip olduğu özelliklerini övün

Çocuğunuzun zekâsını ya da yeteneklerini övmek onun özsaygısını artıracak ve onu motive edecek gibi görünebilir. Fakat aslında durum öyle değil. Carol Dweck ve arkadaşlarının yaptığı bir araştırmada çocukların yeteneklerinden dolayı övülmesi, çocukları zorluklardan kaçınan bireyler haline getiriyor. Onları başarısızlığa uğratacak ve bu yüksek değerlendirmenizi, övgünüzü kaybedecek herhangi bir şey yapmaktan korkabilirler. Ayrıca çocuklar, zekânın veya yeteneklerin doğuştan sahip olunan ya da olunmayan bir şey olduğu mesajını alabilir. Bu durumda, hata yaptıklarında çocukların çaresiz hissetmelerine sebep olur. Hataların, zekâ eksikliğinden kaynaklandığını düşünüp, zekâ oranının değiştirilmesi mümkün olmadığı için ise, hatayı düzeltebilecek çalışmaların bir amacı olmaz onlar için. Bu nedenlerden ötürü, çocukları yetenekleri için övmekten kaçınmak gerekir. Bunun yerine, açık bir şekilde çocuğunuzun çabaları veya kullandıkları stratejiler gibi değiştirebilecekleri durumları övün.

4. Kolayca elde edilen başarılar için çocuğunuzu överken dikkat edin

Çocukları kolay görevler için överseniz, çocuklar yanlış bir şey olduğu sonucuna varabilir: ‘Ya görevin ne kadar kolay olduğunu anlamak için yetersizim ya da ailemin gözünde beceriksizim ve cesaretlendirilmeye ihtiyacım var’ mesajını edinebilirler. Bundan dolayı da çocuğunuzun özgüvenini olumsuz etkileyebilirsiniz. Bunu yapmak yerine çocuğunuzun performansına yönelik geribildirimler verebilir, çocuğunuzun öz-yeterlilik inancını ve özgüvenini artırabilirsiniz.

5. Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslayan övgülerden kesinlikle kaçının

Çocuğunuzun akranlarını geride bıraktığı başarıları için onu övmek iyi bir fikir gibi görünebilir. Fakat sosyal karşılaştırma övgüleri, örneğin yarışlarda, çocuğunuzu birinci bitirebilmeye devam ettiği sürece motive edici olur. Eğer, rekabet üstünlüğü düşerse, çocuklar motivasyonunu kaybedebilir. Böyle durumlarda, sosyal karşılaştırma övgüleri almış olanlar motivasyon kaybı yaşarken, becerilerine yönelik övgüler almış çocuklar daha fazla motivasyon gösterir. Sosyal karşılaştırma övgüsü, çocuklara hedefin diğer çocuklardan daha iyi performans göstermek olduğu algısına kapılırken içsel motivasyondan yoksun olurlar. Yaptıkları iş, en iyileri olduklarını göstermelerine izin verdiği ölçüde ilgi çekici gelebilir. Daha da kötüsü, bu çocuklar rekabet güçlerini koruyabilmek için zorluklardan ve yeni öğrenme fırsatlarından kaçınırlar. Neden her zamanki yöntemle ilerlemek yerine, yeni bir yol öğrenip, deneyerek başarıyı riske atsın ki? Sosyal karşılaştırma övgüleri, çocukları başarısızlıkla başa çıkmaya hazırlamıyor. Onları hatalarından öğrenmeye çalışmak yerine, başarısızlıkla karşılaştıklarında çaresiz hissetmelerine yol açıyor. (Elliot ve Dweck 1988). Kısacası, övgü çocuğunuzun ne kadar akıllı olduğu yerine, neyi, nasıl yaptığı ile ilgili olmalıdır. Övgü cesaretlendirme değil, sadece gerçek başarının takdir edilmesidir.